2018 dönemi içerisinde dolardaki yükselişle mücadele ediyoruz. 2018 de doların yükseliş sebepleri ile ilgili bir çok makalemizde  ayrıntılı olarak yer vermiştik.Yükselen dolar kuru Rahip Brunson tahliyesi sonrası yapılan açıklamalarla aşağı yönlü seyir izlemektedir.Öyle ki 1 puan düşerek 5,62 seviyelerine kadar bile düştü.Bu düşüş tabi ki yeterli gelmedi piyasaların rahatlaması için.Çünkü daha düşüşü devam etmesi beklenen doların 5,60-5,70 bandında kalması Merkez Bankası Müdahalesi gerekliliğini ortaya koydu.

Merkez bankası dolara nasıl müdahale eder?Hangi araçlar yardımıyla yapılır?Merkez Bankası Müdahalesi gerekli midir?Müdahale Sonucu her şey eskisi gibi olur mu?Bu soruların cevaplarını makalemde açıklayacağım.

Merkez Bankası Dolara Nasıl Müdahale Eder?

Sürekli artan dolar kurunu çeşitli finansal araçlarla müdahale etme yoludur. Peki Merkez Bankası müdahalesi gerekli mi? sorusuna şöyle cevap vereyim.TL sürekli dolar karşısında değer kaybetmeye devam ediyor ve ülke enflasyonla mücadele edemez ise piyasayı rahatlatmak adına elbetteki yetkililer tarafından Merkez  Bankası Müdahalesi gereklidir.

Merkez Bankası Dolar Müdahale Araçları Nelerdir?

Merkez Bankası Dolar Müdahale Araçları Nelerdir

Sözlü Müdahale Yöntemi

Sözlü müdahale yöntemi daha çok yatırımcılara yönelik yapılır.Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan tarafından yapılan açıklamalarla yatırımcılar için güven sağlanmaya çalışılır.Böylece ülkedeki yatırımlar arttırılarak dolara dolaylı müdahale yapılmaya çalışılır.Doların yükseliş  müdahalesinde en etkisiz yöntemdir.

Döviz Likidite Yöntemi

TCMB’nin volatiliteyi sınırlamak yani diğer bir ifadeyle ” gelişmeleri takip ediyorum” mesajı vermek adına bazı dönemlerde zorunlu karşılıklar kullanılarak piyasaya döviz genişletici önlemler sağlamaktadırlar.Bu önlem genellikle faiz artışı öncesi yapılıp sözlü müdahalelerle de desteleniyor.Hatırlayacak olursak Mayıs 2018 de TCMB 4-5 farklı zorunlu karşılık ve NDF ile 10 Milyar Dolar likidite serbest bırakılmıştı.

Para Politikası

TL’nin Dolar karşısında kaybını önleyecek en etkili adım TCMB’nin politika faiz artışı yönünde.Çünkü açıklanan enflasyon oranı % 16 iken faiz oranları % 20 nin altında ise yatırımcılar için risk taşımaktadır ve mutlaka faiz oranları %20’nin üstünde seyretmesi gerekmektedir.Yani yatırımcı açısından ülke içerisinde risk fazla iken faiz oranları düşük olamaz.Faiz oranı yükselsin ki yatırımcı gelsin.Yani faiz oranlarını sabit tutmak TL nin değer kaybını engellemez.Aksine daha da değer kaybı yaşanır.

Tüm yukarıdaki gerekçelerle Merkez Bankası ölçülü ve dengeli para politikası müdahalesi ile TL’ nin değer kaybını engelleyebilir.BETAM Direktörü Profesör Doktor Seyfettin Gürsel, Reuters’da yayımlanan açıklamasında  “Eğer cumhurbaşkanı para politikasının mevcut koşulların gereklerine uygun bir şekilde yürütüleceğini açıkça ilan eder TCMB de bunu aldığı kararlarla ispatlarsa TL’de kayıp durur” ifadelerine yer verdi.

Sermaye Kontrolleri ve Döviz Müdahalesi

Sermaye Kontrolleri ve Döviz Müdahaleleri son zamanlarda neredeyse hiç kullanılmamaktadır.Piyasa için rahatlatıcı olmayan adımlar olarak da nitelendirilen sermaye kontrolü ve döviz müdahaleleri, dalgalı döviz sisteminden ve kambiyo rejiminde geriye gidiş , siyasiler tarafından uygulanabilir bir politika olarak görülmemekle birlikte yetkililer tarından dikkate bile alınmamaktadırlar.

Müdahale sonucu her şey eskisi gibi olur mu?

Bu sorunun cevabı ise,eğer Merkez Bankası Müdahalesi sonu dolar gerilemiş ve TL değerlenmiş ise doların tekrar yükselmemesi için ülkenin hiç bir olumsuz dış etki ile mücadele etmemesi gerekmektedir.Bunun yanında Ülke içinde yaşanan problemler de çözülmüş olması gerekir.Yani demek oluyor ki Sürekli İç ve dış müdahaleler le mücadele eden Türkiye için doların sürekli düşüşü yada sabit kalması şuan için mümkün görünmemektedir.